msn aç

Yeni bir Siteleri.TV blogu

  • Switch to Blue
  • Switch to Orange


:.. Kuruyoruz ..:




ateslivideo May-28-2007

Kuruyoruz


Son 50 yılın en kurak yaz mevsimi kapıda. İstanbul’daki barajlarda su seviyesi her gün biraz daha düşüyor. Ömerli Barajı’nda suların çekilmesiyle tarihi mezar taşları ortaya çıktı. Büyükçekmece Gölü ise top sahasına döndü….

Devamı…


:.. UFO Nedir ? | Ne işe Yarar ? ..:




ateslivideo May-28-2007

Ne idüğü belirsiz şeyler

Bu yazıda U.F.O. fenomeninin ne olduğunu inceleyeceğiz. Önce U.F.O. ne demektir ona bakalım. U.F.O. gavurca “Undefined ****ing Objects” kelimelerinin baş harflerinden meydana gelmiştir. Türkçe anlamı ise “Koduğumun Uçan Şeyleri”. Türkçesini kısaltırsak “K.U.Ş.” Ama Türküede K.U.Ş. bildiğimiz kuş anlamına geldiğinden ve moda olmadığından biz gavurcasını, yani U.F.O.’yu kullanacağız. UFO adından da anlaşıldığı gibi ne idüğü belirsiz uçan şeyler demektir. Yani bişeyin UFO olabilmesi için once ucması ve ne idüğü belirsiz olması şarttır. Mesela uçaklar UFO değildir, çünkü ne oldukları bellidir. Bülent Ersoy da UFO değildir. Ne idüğü belirsiz olmasına rağmen uçamadığından UFO olamaz. Yani illaki ucacak ve ne olduğu belli olmayacak! Dünyada yapılan UFO ihbarlarının %95′nin kuş sürüsü, balon, uçak, bulut v.s. gibi normal şeylerdir. %5′lik kısım ise muammalarla doludur. Bizi de ilgilendiren iste bu %5lik kısımdır.

TANRILARIN ARABALARI:
UFOcuların kutsal kitaplarından biri. Erik Von Daniken adında bir uyanık tarafından yazılmıştır. Bu kitapta Erik Von Daniken (ona kısaca Erik diyebiliriz) çok eski zamanlardan beri uzaylıların dünyaya geldiğini arkeolojik buluntularla ispat etmeye çalışmaktadır. Mesela Mısırdaki piramitleri uzaylılar yapmıştır. Sadece piramitler değil Cin Seddi, Maya ve Inka şehirleri, And dağlarının tepesindeki devasa resimler, İngilteredeki Stonehenge (Peri Bacaları, Pamukkaledeki Travestiler (bazıları traventen de der), v.s. v.s. Bunların hepsini uzaylılar yapmışlardır. Uzaylıların başka işi gücü olmadığından dünyaya gelip taştan topraktan şeyler yapmaktadırlar. Şimdi Eriğin iddialarını ayrıntılı biçimde inceleyelim:

Piramitlerden Örnekler
Eriğin İddiası: Mısır piramitleri milyonlarca taş bloğun üst üste konmasıyla yapılmışlardır. Bu kadar taşı düzgünce kesip piramit yapmak insanların işi olamaz. Uzaylılar bu taşları laserle kesmişler ve üstüste dizmişlerdir.
Doğrusu: Eğer piramitleri Eriğin iddia ettiği gibi uzaylılar yapmış olsaydı, piramitin inşaati birkaç hafta ancak sürerdi, fakat ortalama 30 yıl sürmıştür. Demek ki uzaylılar çalışmak yerine dötlerini devirip yatmışlardır. Oysa bu taşları binlerce amele çok uzaklarındaki taşocaklarından anaları ağlayarak çıkarmış, yontmuş, taşımış ve üstüste koymuşlardır.

Eriğin İddiası: Piramitlerin taban alanının yüksekliğiyle toplamının 120.000.000′la çarpımı dünyanın güneşle olan uzaklığını vermektedir. Bunu o zamanın adamları nereden bilecek? Bunu ancak uzaylılar bilir.
Doğrusu: Ulaşmak istediğiniz bir sayıya çeşitli denklemler kullanarak ulaşabilirsiniz. Mesela Bülent Mersoyun’un dötünün yarıçapının karesinin memelerinin yüksekliğine bölümünün 100.000.000′la çarpımı da dünyayla güneş arasındaki mesafeyi verir. Bülent’in dötünü de mi uzaylılar yapti?

Eriğin Iddiası: Maya, Aztek, İnka gibi eski Amerikan medeniyetlerini uzaylılar kurmuşlardır. Onların da binaları piramit şeklindedir. Sirius yıldızını da biliyorlardı. Bunlar çok mükemmel takvimler yapmışlardı. Ve muazzam bir medeniyet kurmuşlardı. Uzaylılar yardım etmese NAH yaparlardı.
Doğrusu: Uzaylılarda piramit saplantısı var herhalde. O piramitlerde rahipleri tanrılara binlerce insanı kurban ediyolardı. Sirius yıldızını tabii biliyorlardi, çünkü göğe bakan herkes bilebilir (Sirius nedense UFOcuların en sevdiği yıldizdır, nerden öğrendilerse). Tarım toplumu olduklarından iyi bir takvim geliştirmişlerdi. Eski Amerikan medeniyetleri çok gelişmiş oldukları halde tekerleği bilmiyorladı. Demek ki uzaylılar da bilmiyordu. Ama uzay gemileri tekerlek şeklinde. Allah Allah!

Erigin İddiasi: And dağlarının tepesinde bulunan Nazka’daki devasa kertenkele, kuş, yılan resimleri uzaylıların yollarını bulabilmeleri için yapılmış şekillerdir. Bunlar yerden bakıldığında hiçbir anlamı yoktur. Bunların tadına varmak için havadan bakmak lazımdır. İnsanlar böyle şeyleri niye yapsınlar ki, böyle salak şeyleri ancak uzaylılar yapar.
Dogrusu: Uzaylıların radarı falan yok herhalde. Koskoca uzayda nasıl dolaşıyorlar da, dünyada kayboluyorlar. Bu resimlerin niye yapıldığını arkeologlar hala araştırıyorlar. Bulana bizden bir adet kesmeşeker.

Eriğin İddiası: Mağaralardaki ve tapınaklardaki astronot ve uzay gemisi resimleri ilkel insanların uzaylıları gördüğünün en kesin kanıtıdır.
Dogrusu: Bu resimler her anlama gelebilecek resimlerdir. Mesela mağara duvarındaki kocakafalı adam resmi astrontu temsil etmektedir. Buna sebep çizenin beceriksizliği degil uzaylılarin dünyaya gelmeleridir. Yine tapınaklardaki kargacık-burgacık adam resimleri de uzay gemisine binmiş uzaylı resimleridir. Resimlere dikkatli bakınca adamın uzay gemisine değil tombul bir hatuna binmiş olduğu gorülür.

Eriğin İddiasi: İnsanları uzaylılar imal etmişlerdir. Uzaylılar maymunları genetik işlemlerden geçirerek insan haline getirmişlerdir. İnsanlar aslında uzaydan gelenlerin torunlarıdır. İnsanlar gerizekalı yaratıklarken onların genlerini değiştirerek evrimlerini hızlandırmış ve modern insanı yaratmışlardır.İnsanlar uzaylılar gelmeden önce kendi kendilerine evrim geçirip bu hale gelmişlerdir. Cennet uzayda bir gezegendir. Adem ve Havva aslında uzaylıdır. Sirius yıldızının bir gezegeninde yaşayan atalarımız bu gezegenin yok olmasi üzerine bu dünyaya gelmişler ve kendilerini dünyanın şartlarına uydurmuşlardır.
Dogrusu: Erik, bu mevzuuda tam anlamıyla sıçmıştır. Yukarıda görülen ve birbiriyle anormal şekilde çelişen bu fikirlerin hepsi Eriğin iddialarıdır. Uzaylılar insan yaratmak için maymun yerine sığırları seçselerdi acaba neye benzeyecektik. Niye elin gezegeninde insanı yaratıyorlar? Başka işleri mi yok? insanların nasıl yaşadığından onlara ne? Madem geliyolar o zaman neden piramit gibi hiç bir işe yaramayan şeyler yapıyorlar? Nil taşınca bir sürü insan ölüyor. Piramit yapacağına, o taşlarla set, baraj falan yapsalar ya. Böyle şeyler yapmazlar, niye? Çünkü evrensel kanunlara (?!) göre gezegenlerdeki medeniyete müdahale etmek yasak. Madem yasak ne diye gelip piramit, kuş resmi, heykel falan yapıyorlar? Neden insanların genleriyle oynuyorlar? Hade ulen!!!


:.. Tereyağlı Ekmek Kanunu ..:




ateslivideo May-28-2007

Talking Tereyağlı Ekmek Kanunu


Tereyağlı Ekmek - Kediler - Yerçekimi ilişkisi;

Deneyler, şüpheye yer bırakmayan bir açıklıkla göstermiştir ki,
üzerine tereyağı sürulmüş bir dilim
ekmek yere düştuğünde, daima yağli tarafı alta gelir… Deney
sırasında, tereyağlı ekmeğin fiziksel ve
kimyasal durumunda bir değişiklik olmadiğindan, enerji açısından
gözlenebilecek tek şey, sistemin
potansiyel enerjisindeki azalmadır. Ekmegin, tereyağlı yüzü alta ya da
üste gelecek şekilde düşmesi durumlarında, kaybettiği potansiyel
enerji miktarı aynıdır; bu yüzden olayı enerji ile
açıklamak mümkün değildir. Ancak, ekmek yere yağli yüzü alta gelecek
şekilde düstüğünde, tereyağının bir kısmı ekmekten ayrılarak yere
saçılmakta bu da sistemin entropisini önemli olçüde arttırmaktadır:
Yani, ekmeğin yağlı yüzü alta gelecek şekilde düşmesi durumunda
sistemin entropisinde olusan artış,
ekmeğin yağlı yüzü üste gelecek şekilde düsmesi durumunda sistemin
entropisinde olusan artıştan daha fazladır. Bu durumda, termodinamik
kanunlarına uyması için, üzerine tereyağı sürülmüş bir ekmek
diliminin, yere düşerken, yağli tarafını alta getirmeye çalışacağı
acıktır.

Tereyağlı Ekmek Kanunu’nun ilkeleri hakkinda yaptigimiz bu
hatırlatma, günümuz fizikçilerinin yercekimini kaldırma konusunda
yaptıkları çalışmaları daha iyi anlamamıza yardımcı olacaktır.
Bildiğimiz gibi, başka bir fizik kanunu da; bir kedinin pencereden
firlatılması durumunda, yükseklik ne olursa olsun, dört ayağı üzerine
düşeceğini söylemektedir. Bu durumda akla gelen ilk soru, bir kedinin
sırtına tereyağlı bir ekmek dilimi, yağli yüzü üste gelecek şekilde
bağlanip, kedi ve tereyağli ekmekten oluşan bu sistem pencereden
atıldığında, ne olacağıdır. Kedi mi dört ayağı üzerine düşecektir;
yoksa, tereyağlı ekmeğin yağlı yüzü mü yere çarpacaktır?…

Haylaz bir çocuk, bu deneyi sahsen yapmayı düşünebilir; ancak,
sonuca bazı akıl yürütmelerle ulaşmak da mümkündür. Tereyağlı Ekmek
Kanunu, ekmeğin tereyağlı yüzünün yere çarpması gerektiğini açık
şekilde ifade ederken; kedi aero - dinamiği, kedinin sırtüstı yere
düşmesinin olanaksız olduğunu belirtmektedir.

Doğanın, bu ikilemi üzerine, kedi ve tereyağlı
ekmekten oluşan sistemin, yere düşmesini sağlaması imkansızdır.
İşte bu yüzden, sırtına tereyaglı ekmek bağlanmış bir kedi, pencereden
atıldığında yere düşmez…

İnsanların hayalini asırlardır süsleyen yerçekimini alt etmenin
sırrı, işte bu şekilde çözülmüştür. Tereyağlı bir kedi, pencereden
fırlatıldığında, kedisel döndürme kuvveti ile tereyağsal çekim
kuvvetinin dengelendiği belirli bir yükseklikte durur. Bu yüksekliği
ekmeğin üzerinden bir miktar tereyaği alarak arttırmak ya da kedinin
ayaklarından birini kopararak azaltmak mümkündur. Esasen bu teknik,
gezegenler arası yolculuk yapmayı başarmış türler tarafindan yaygın
şekilde kullanılmaktadır; bir UFO’ya yaklaşıldiğında duyulan gürültü de
milyonlarca kedinin mırıltısından başka bir sey değildir.

Bu tekniğin tehlikeleri de yok değildir. Kedinin tereyağlı ekmeği
yediğini düşünün; böyle bir durumda facia kaçınılmazdır. Bu durumda
kediler dört ayaklari üzerine düşerler; fakat, ancak dış yüzeyleri hava
ile sürtünmeden dolayı ak kor haline gelmiş, içi öfkeli uzaylılarla
dolu, dev uzay gemisi kafalarına düşünceye kadar yaşayabilirler…

Bu sorunu çözmek için, bir çok araştırma ekibi, azimle, tadı
kedilerin hoşuna gitmeyecek bir tereyağı geliştirmek için
çalişmaktadır. Fıstık ezmesi oldukça umut verici görünmekle birlikte,
deneyler hala sürdürülmektedir. “


:.. Keşke ..:




ateslivideo May-28-2007

Varsayılan aaaah keşke ahh


* Sabah jimnastiğimizi yapmak için
\”Çalıştır\” komutuna tıklamak yetse…

* İşten güçten bunaldığımızda ESC\’ye
basarak herşeyden kaçabilsek, biraz
rahatladıktan sonra \”Herhangi bir tuşa
basarak\” geri dönebilsek…

* \”EKLE/KALDIR\”a girerek görmek
istediğimiz herkesi hayatımıza dahil
etsek, sevmediğimiz insanları sonsuza
kadar hayatımızdan çıkarabilsek…

* Kafamızda binbir gürültü uğultu bizi
allak bullak ettiğinde
hoparlörlerimizi kapatabilsek…

* Görünüşümüzde değişiklik yapmak
istediğimiz zaman,\”GörünümAyarları\”ndan
istediğimiz renkleri, inceliği,
büyüklüğü, uzunluğu seçebilsek…

* Eşyalarımızı kaybettiğimizde \”BUL\”
komutuna tıklayarak evin her
tarafını arayıversek..

* Ev işleri için de bir tıklamayla
\”YARDIM\”a ulaşabilsek.. .

* Sigorta yaptırmaya ihtiyacımız olmasa,
kendi kendimizin Backup\’ını alabilsek
ve yaralandığımızda hasar gören
yerlerimizi yenileyebilsek…

* Ve hayatımız altüst olduğunda,
\”Ctrl-Alt-Delete\” yaparak \”YENİDEN
BAŞLAT\”mak mümkün olsa…


:.. Ceple görüntü uğruna Senem’i kurban ettiler ..:




ateslivideo May-28-2007

Angry Ceple görüntü uğruna Senem’i kurban ettiler


Almanya’nın Duisburg kentinde Meidrich Karma Okulu öğrencilerinden 16 yaşındaki Senem Çoban, yaşıtı bir Rus kızı tarafından bıçaklandı. İki kız arasındaki kavganın, olayı cep telefonuyla görüntülemek isteyen arkadaşları tarafından kızıştırıldığı ortaya çıktı. Arkadaşlarının çektiği cep görüntüleri Bild Gazetesi’nde yayınlandı. Kalbinden bıçaklanan Senem’in beyin ölümü gerçekleşti.

ALMANYA’nın Duisburg kentindeki Meidrich semtinde bir karma okulda, öğrencilerin iki arkadaşın kavgasını cep telefonuyla görüntüleme hevesi, bir faciaya yol açtı. Victoria adlı 16 yaşındaki Rus kızı ile aynı yaştaki Türk öğrenci Senem Çoban arasındaki kavganın arkadaşları tarafından cep görüntüsü almak için kışkırtılması sonucu Victoria, Senem’i kalbinden bıçakladı. Beyin ölümü gerçekleşen Senem Çoban, yaşam ünitesine bağlandı. Meidrich Kalp Kliniği’nde ameliyat edilen Senem’in “Beyin ölümü gerçekleşti” haberi, hem Trabzonlu ailesini, hem de yakınlarını ve okul arkadaşlarını büyük üzüntüye boğdu.

Geçen hafta içinde Rus öğrenci Victoria, teneffüste Senem Çoban’ın kız arkadaşı Maide’ye çarptı ve aralarında sözlü sataşma başladı. Maide’nin küfür etmesiyle ortam iyice gerginleşti ve atışmalar Meidrich Tren Garı’nda da devam etti. Sinirlerin iyice gerildiği bir anda tartışmaya kaba kuvvet hakim oldu ve Victoria, Maide’yi dövmeye başladı. Bunun üzerine Senem kavgaya müdahale etti. Arkadaşları ise kavgayı engellemek yerine dövüşmeleri için üç kızı kışkırtmaya, tahrik etmeye başladı. Bazıları, olan biteni cep telefonu ile görüntülerken, Türk arkadaşları da Senem’e “Sen ne biçim Türksün, indir yumruğu” diye bağırdı.

SEN NE BİÇİM TÜRKSÜN

Senem’in amcası Mustafa Çoban, tartışmanın böyle acı bir boyuta gelmesinde kışkırtmaların büyük rol oynadığını belirterek olayın devamını şöyle anlattı:

“Okul arkadaşları kendilerinin de yanlış yaptıklarını bize itiraf ediyorlar. Olayın başlangıcında Victoria ile Maide kavga etmek istemiyorlar. Ama cep telefonlarına çekilen görüntülere ibretle baktığımızda Türk öğrenciler, kavga etmeleri için Senem’e ’Sen ne biçim Türksün, indir yumruğunu’ gibi sözler sarf ediyorlar. Ayrıca olaydan yaklaşık bir saat önce Maide ve iki halası özür dilemek için Victoria’nın evine gitmişler. Senem de onlarla birlikte gitmiş. Ancak, nasıl oluyorsa evde yeniden kavga çıkmış. Sonra herkes evine gitmiş. Senem de eve gelip, yemek yemiş ve tekrar okula gitmek üzere yola çıkmış. Ancak yolda öfkesi dinmeyen Victoria ve annesi ile karşılaşmış. Onların asıl hedefleri Maide ve halaları iken karşılarında Senem’i görünce Victoria ona saldırarak bıçaklamış. Anlaşılan bıçağı beraberinde getirmiş.”

Beyin ölümü gerçekleşti

Beyin ölümü gerçekleşen Senem’in annesi Nurdan, ağabeyi Sinan Çoban, amcası Mustafa Çoban ve okul arkadaşları gözyaşları ile umutsuzca bekleşiyor. Kavgayı kışkırtan arkadaşları ise, çok büyük yanlış yaptıklarını belirterek Tanrısal bir mucize bekliyorlar


:.. Otomatik Lamba ..:




ateslivideo May-28-2007

Adam geç saatte zil zurna sarhoş eve geldi.Karısı uyuyordu.Tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra karısının yanına geldi ve kadını uyandırdı.
-Karıcığım,
-Ne var?
-Sen ne mükemmel bir kadınsın be,birtanesin.
-Ne oldu gene?
-Ne olacak tuvaletimize o otomatik lambayı ne zaman taktırdın?Harika olmuş.
-Ne diyorsun sen ne lambası?
-Valla ne bileyim hayatım,tuvaletin kapısını açınca ışık yanıyor kapatınca sönüyor.
Bunu duyan kadın öfkeyle yerinden fırladı:
-Allah belanı versin pis sahroş yinemi buzdolabına işedin!


:.. Yıldırım habercisi cep telefonu üretildi ..:




ateslivideo May-28-2007

Varsayılan Yıldırım habercisi cep telefonu üretildi


Modern dünyanın vazgeçilmez iletişim aracı olan cep telefonları e-mail, kamera, fotoğraf makinesi gibi ek ünitelerinin yanına şimdi güvenliğinizi sağlayacak bir özellik daha ekliyor.


Nokia şirketinin özel olarak tasarladığı cep telefonu ekipmanı yıldırım tehlikesine karşı sahibini özel bir alarm sistemiyle uyarıyor. Aletin onlarca kilometre ötedeki yıldırım tehlikesinin yaydığı dalgaları aldığı ve sahibini haberdar ettiği belirtildi. Dünyanın çeşitli yerlerinde her yıl 100′den fazla insan yıldırım düşmesi sonucu hayatını kaybediyor.


:.. Yolcu -Şoför Diyalogları ..:




ateslivideo May-28-2007

Talking Yolcu -Şoför Diyalogları


Şöför bey mübarek bi yerde inebilir miyim?
-Şu ilerdeki caminin önünde bırakayım teyze

-Kaç vericem?
- 800.
Şöför:
- Arkadan vermeyen var mı?
Yolcu:
-Az önce eline verdik ya kardeşim..
……………………

Neriman sen arkadan verme ben önden veririm ..
…………………..

Kadın:
- Kızım dur! ben vereyim benimki bozuk zaten…
Kızı:
- Aman ne olcak sanki nasılolsa benimki de
bozulacak,ben vereyim!
…………………..

- Oğlum bu eminönü’nden geçer mi?
- Yok teyze biz taksime çıkıyoruz
- Hah tamam oğlum siz gidin ben gelmeyeceğim.
………………………..

Yolcu:
- Abi heykel’e çıkıyo mu?
Şoför:
-Yok abi, yanından geçiyo.
………………………

Arkadaki aksi teyze öndeki uzun saçlı delikanlıya seslenir:
-Kızım şurdan bir kişi uzatır mısın?
- Ben kız değilim!!!
-Amaaaan ne bileyim kızmısın dulmusun, uzat işte!!
……………………..

Eve gitmek üzere Bakırköy dolmuşu bekliyordum.
Sigaramın kalmadığı aklıma gelince önünde durduğum Tekel bayiine girecekken minibüs geldi. Apar topar bindim. Şoföre parayı uzatıp,
- ‘Bir Monte Carlo’ dedim! Adam birkaç saniye yüzüme bakıp,
‘Abi bu Bakırköy’e gider’ diye cevap verdi!
İşte o an benimve şoförün bittiği andı
……………….

Mükemmel bir yerde inebilir miyim? Yolcunun kafası karşıksanırım,
kendisi de dolmuştakilerle güler söylediine
Şöför kadını indirirken:
- Buyrun size layık değil ama!
……………….

Yolcu musait bi yerde inmek ister ama dili surcer;
Musait bi yerde iner misiniz?
-Şöför :
- Niye sen mikullancan
……………………..

Rumeli-Hisarüstü otobüsüyle taksim’e dogru gidiyoruz.
Adamın biri Besiktas dolaylarında gayet aceleci bir tavirla Kaptan orta kapıyı
rica edebilir miyim?? Bizim soför olaya hakim:
- Tabi abi ayıp ettin. al götür senden kıymetli mi
……………………..

İstanbul’ da, cok sıcak bir gunde,dolmuştaki bir kokonayelpazesiyle
-”Şöfeer bey klimayı acar mısınız cok sıcak olduu” demisti.
Pala bıyıkl şöfer amca teyzeyi bi sure suzdukten sonra, kapıyı acıp acıp kapatmaya basladı
…………………….

Istanbul’dayiz …Dolmuşa bindik, dolmuş doldu,tam kalkicak,
elemanın biri açtı kapıyı, içerde tıkış tıkış oturmuşuz,
önde 3 kişi arkada 4
Eleman hala bir umut sordu: - “Kaptan, yer var mi?”.
Şöför de arkasını dönüp cevap verdi:
- “Bilmiyorum, üst kata bi bak bakalım”
……………………….

Pek dolu olmamasına rağmen minibüs hareket etmek üzereydi.
Tam o anda kavga ettikleri her hallerinden belli olan iki arkadaş minibüse bindi. Birbirlerinin yüzüne bile bakmıyorlardı
Çocuklardan biri şoföre parayı uzattı:
- Abi bir öğrenci bir de hayvan al


:.. Kış Uykusuna Yatcaz ..:




ateslivideo May-28-2007

ABD’li bilim adamları, ürettiği jelle vücut ısısını 10 derece düşürmenin yolunu buldu. 20 dakikalık kış uykusu süresine ulaşıldı

California Üniversitesi’nin uzmanları, vücuda bir jel enjekte ederek vücut ısısını birkaç saniye içinde 37 dereceden, 10 dereceye düşürmenin yolunu buldu. Bu yöntemle, kalp atmaya ve beyindeki sinir hücreleri çalışmaya devam ederiyor. Ancak metabolizma ciddi bir şekilde yavaşlatılıyor. Jel kan damarlarından çekilip yerine tekrar ılık kan verildiğinde, metabolizma yeniden düzene giriyor. Şimdilik 20 dakikalık kış uykusu süresine ulaşıldı.

Bu bile bir devrim olarak niteleniyor. Örneğin, ölümcül kazalarda yaralannları ambülansta jel enjekte edilip kan kaybından ölmeleri engellenecek. Ancak ABD’li uzmanlar hedeflerinin 3-4 aylık kış uykusu olduğunu açıkladı. Bu şekilde uzun mesafeli uzay yolculuklarında astronotların uyutulmasına olanak sağlanacak


:.. Opel GT ..:




ateslivideo May-27-2007

Bazen ben düşünüyorum kendimi aşıyorum mu diye her halde aıyorum emege sayı duyalım bide yazı efecklerini ögrensem yazacagım ama sadece parca degişimini bildigim için yazı yazamadımm…